Psikiyatri

Psikiyatri

Bipolar Bozukluk

Bipolar bozukluk veya iki uçlu duygudurum bozukluğu, bütün dünyada her 50 kişiden birini etkileyen, dolayısıyla da nispeten sık görülen bir bozukluktur. Bipolar bozukluğu olan kişi, sıklıkla duygudurumunda aşırı yükselmelerden (mani) çöküşlere (depresyon) ve yine yükselmelere dönüşen ve çoğu zaman aralarda normal duygudurum dönemleri bulunan dalgalanmalar yaşar. Bipolar bozukluk genellikle ergenlik döneminde veya erişkinlik döneminin başında başlar ve hayat boyu sorun olmaya devam edebilir. Bipolar bozukluğun tedavisinde iki önemli evre olduğu kabul edilmektedir:

Akut veya kısa süreli tedavi ve

İdame tedavisi veya koruyucu tedavi

Tedavinin akut evresinde amaç, manik, depresif veya karma dönem belirtilerinin tedavi edilmesidir. İdame tedavisi, sonraki dönem veya nüksleri önlemek amacıyla tedavinin daha uzun süre devam ettirilmesi demektir.

Şizofreni

Şizofreni, karmaşık ve ciddi bir beyin hastalığıdır.  Beynin yapı ve işleyişini değiştirerek kişilerde düşünce sapmaları, olmayan şeyleri görmek veya duymak, içine kapanmak, motivasyon kaybı ve konsantrasyon bozukluğu gibi belirtilere yol açar. Sanıldığı kadar nadir değildir, Türkiye’de yaklaşık 500 bin kişiyi etkilediği sanılmaktadır. Şizofreni bir kişinin diğer insanlarla etkileşimde bulunmasını, okula gitmesini, işini sürdürmesini veya günlük görevlerin üstesinden gelmesini zorlaştırabilir. Şizofreninin nedenleri bilinmediği için, tedavisi genellikle belirtileri ortadan kaldırmayı veya hastanın günlük hayattaki işlevselliğini etkilemeyecek dereceye kadar azaltmayı hedefler.Günümüzde şizofreninin kesin bir tedavisi yoktur ancak kullanılan ilaç tedavileri, hastalığı geriletmekte ve kişinin normal bir hayat sürmesine yardımcı olmaktadır. Mevcut tedaviler, belirtilerin çoğunun kontrolüne yardımcı olur.

Depresyon

Depresyon duygusal, zihinsel ve bedensel pek çok belirtisi olan ve kişilerde ciddi yeti kayıpları yaratabilen ruhsal bir hastalıkdır. En belirgin özelliği,  en az 2 hafta boyunca süren  çökkün ruh halidir. Derin üzüntü ve eskiden yapmaktan hoşlanılan şeylerden artık zevk alamama depresyonun başlıca belirtileridir. Depresyondaki fiziksel başlıca belirtiler ise, bitkinlik, vücutta ağrılar, düşük enerji ve uykusuzluk ya da fazla uyuma, iştahta azalma ya da artıştır. Cinsel istekte kaybolma ve öz kıyım düşünceleri de yaygındır.Depresyon, ciddiye alınması gereken bir hastalıktır ve  antidepresan ilaçlar ve  psikoterapi ile mutlaka tedavi edilmelidir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB) olan kişilerde “sürekli, aşırı ve durumla uygun olmayan bir endişe durumu” söz konusudur. Aşırı endişe, kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkiler ve hatta olağan yaşam etkinliklerini sürdürmesini engeller. Bu kişiler her durumda olası en kötü sonucu düşünürler, herşey kendi denetimlerinin dışındadır, iyi bir olasılık ya da geriye dönüş mümkün değildir. YAB tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlk başvuruda kapsamlı bir psikiyatrik değerlendirmenin yanı sıra, bu belirtilerin herhangi bir fiziksel hastalıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamak için bazı incelemeler yapılacaktır. YAB tedavisinde antidepresan ve anksiyolitik ilaçlar kullanılır.

Panik Bozukluk

Panik bozukluk, hem zihinsel hem de fiziksel olarak kaygı duygusunu kontrol altına alabilme mekanizmasının bozulması halidir. Panik ataklarla seyreder. Bu bozuklukta devamlı olarak kötü bir olayın gerçekleşeceği ya da ölüm beklentisi vardır. Bu beklentiler yoğunlaştığı zaman panik atak gerçekleşir. Panik atak, bir çeşit kaygı nöbetidir ve nöropsikolojik bir durumdur.Panik bozukluk çoğunlukla fiziksel bir tetikleyici faktör ile aktif olur ve panik atak hali yaşanır. Bu tetikleyici faktörler bir kalp çarpıntısı, kendine yabancılaşma (depersonalizasyon), nefes darlığı gibi belirtilerdir. Panik bozukluk tedavisinde çoğu defa bilişsel ve davranışsal terapi uygulanır. Eğer kişi çok zor durumdaysa, huzuru ve sosyal hayatı ciddi anlamda etkileniyorsa terapi süreci oturana kadar ilaç ile paralel devam edilebilir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Post travmatik stres bozukluğu, kişinin kendi yaşamının veya yanındaki kişilerin yaşamlarının bütünlüklerinin bozulduğu veya kaybolduğu durumlara şahit olmasının ardından, kaygı atakları, olayların sürekli zihinde canlı bir şekilde yaşanması, olayları hatırlayıp irkilmeler, gece uykuların bozulması, günlük yaşama adapte olmakta zorlanmalar, aşırı tepkisizlik şeklinde belirtilerin ortaya çıkması ile karakterizedir. Savaş, cinsel saldırılar, işkenceler, terör olaylarına maruz kalmak, bu şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Tedavide ilaç kullanımının yanı sıra psikoterapi de önemli bir yer almaktadır.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu

Sosyal anksiyete bozukluğu (sosyal fobi), kişinin topluluk içinde veya performans gerektiren durumlarda aşırı korku duyması, bu korkuya bedensel bir takım belirtilerin de eşlik etmesi ve dolayısı ile bu tip durumlardan kaçınmasıdır. Kişi bu tip ortamlarda hata yapma ve bunun sonucunda gülünç duruma düşme, rezil olma korkusu yaşar. Gözlerin onun üzerinde olduğunu düşünür; özellikle performans anlarında ortaya çıkan terleme, ellerde titreme, seste kısılma ve titreme, yüzde kızarma , çarpıntı, bayılma hissi gibi bedensel belirtiler, kişi için kabusa dönüşür. Bu belirtilerin diğerleri tarafından fark edileceği korkusu ve rezil bir duruma düşeceği düşünceleri bir kısır döngü yaratır. Sosyal anksiyete bozukluğunun tedavisinde, bozukluğun süreklilik arz etmesi veya performans odaklı olmasına göre, medikal tedavinin şekli değişim göstermemektedir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk

Obsesif-kompülsif bozukluk (OKB), anksiyete türü bir rahatsızlık olup,  insanları tekrarlanan düşünce ve davranışlar döngüsüne hapsederek kısıtlayan bir hastalıktır. Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişiler, kontrol edemedikleri yinelenen ve stres yaratan düşünceler, korkular veya görüntüler  (obsesyonlar) nedeniyle huzursuz olurlar. Bu düşüncelerin yarattığı anksiyete bazı ritüelleri ya da rutinleri acil olarak gerçekleştirme ihtiyacına (kompülsiyonlar) yol açar. Ritüeller takıntılı düşünceleri önleme veya akıldan uzaklaştırma girişimiyle gerçekleştirilir. OKB kendi kendine geçmez, bu yüzden tedavi edilmesi önemlidir. En iyi tedavi yöntemi ilaç ve bilişsel davranışçı terapilerin birlikte yürütülmesidir.

Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Erişkinlik döneminde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun (DEHB) görülme sıklığının %1-4 arasında olduğu düşülmektedir. Ertelemeler, aktiviteleri başlatmakta güçlük, aceleci ve sabırsız yapı, aktiviteleri tamlamakta güçlük, boşluk hislerine karşı aşırı duyarlılık, dürtüsellik , dinlemekte zorlanma, karşı tarafın sözlerini bölme, etkinlikleri planlamada zorlanma , dışardan gelen uyaranlarla dikkatin çelinmesi, günlük aktivitelerde unutkanlıklar şeklindeki belirtiler kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Sık sık iş değiştirmeler, özel ilişkilerde kişinin dürtüsellik ve çabuk sıkılmasından kaynaklanan uyumsuzluklar ön plandadır. DEHB'nun tedavisinde uyarıcı veya uyarıcı olmayan ilaç tedavileri etkin bir rol oynar .İlaç tedavisinin etkisi ile oluşan bu tabloyu psikoterapi ile desteklemek önemlidir.

Huzursuz Bacaklar Sendromu

Huzursuz bacaklar sendromu(HBS)  genellikle uykuya dalmadan önce başlayan, son derece rahatsız edici, bacakta karıncalanma, hareket etme ihtiyacı gibi bir duyguyla  tanımlanan bir hastalıktır. HBS'u olan kişi özellikle yatakta bacaklarını hareket ettirme gereği duyar. Batma, karıncalanma, kaşınma, gıdıklanma benzeri duyumlar bir yana bacaklarda hissedilen yoğun bir huzursuzluk kişinin uykuya dalmasını ve uykuyu sürdürmesini zorlaştırır. Masajla, bacakları soğuk suya sokma ile biraz rahatlasa da, bu rahatlık geçicidir, birkaç dakika sonra rahatsızlık tekrar başlar. HBS'nda bu duyunun verdiği hoşnutsuzluk bacağı hareket ettirince bir süre geçer. Bu rahatsızlık genellikle herhangi bir fizyolojik veya ruhsal bozukluk ile ilgili değildir. Tedavide alltta yatan bir neden varsa öncelikle onun tedavisi gerekmektedir. Sebebi belirsiz olan durumlarda ilaç tedavisi (Pramipeksol, Klonazepam, Karbamazepin, Gabapentin gibi ilaçlar) kullanılır.

 

Paylaş:
Sizi (Aynı Gün) Arayalım