Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları

Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları

Bölüm Hakkında

Doğum sonrasında bebeklerimiz bebek gözlem odasında bulunan hemşirelerimizin gözetiminde annelerin yanında 24 saat takip edilerek ve uzman çocuk doktorlarımızın kontrolünde tüm rutin kontrolleri ve tetkikleri yapılmış olarak taburculukları sağlanmaktadır.

Olası erken doğum veya problemli doğumlarda da Yeni Doğan Yoğun Bakım ünitemizde tedavileri en iyi şekilde yapılmaktadır.

Çocuk polikliniklerimizde sağlıklı bebeklerin kontrolleri ve aşıları takip edilmektedir.

Polikliniklerimizde randevu sistemi ile çağrı merkezimizden randevu alınarak muayene yapılabilmekte olup, acil vakalarda acil servisimiz ve Çocuk Polikliniği hekimlerimizin koordinasyonu ve işbirliği ile anında müdahale edilerek sizlere hizmet vermektedir.

Yenidoğanın Rutin Muayenesi ve Aşı Önerileri

Yenidoğan bebeğin ilk muayenesi doğum salonunda çocuk doktoru tarafından yapılır. Öncelikle bebeğin solunumu, kalp atışları, postürü ve refleksleri değerlendirilir.

Sonrasında, ayrıntılı fizik muayenesi yapılır. Baş boyun muayenesinde kafa şekli, doğum esnasında oluşabilecek travma bulgularının (kaput suksadaneum, sefal hematom, periferik fasial paralizi) varlığı, göz yapısı, kulakların şekli ve yapısı, ağız içi bütünlüğü damak yapısı ve hepsiyle beraber konjenital (doğumsal) anomali düşündürecek herhangi bir bulgu olup olmadığına bakılır. Aynı zamanda her iki burun deliğinin açık olup olmadığına ince bir sonda yardımıyla bakılır. Kalp, akciğer ve batın muayenesinin ardından kolların ve bacakların yapısı, hareketi, parmak sayılarının normal olup olmadığına bakılır. Yine doğum travmasına bağlı bulgular (klavikula kırığı, brakial pleksus zedelenmesi) değerlendirilir.

Omurga bütünlüğü, skolyoz dediğimiz omurgada herhangi bir eğrilik olup olmadığına, ayrıca özellikle bel ve kalça bölgesinde omurgada açıklık varlığına veya açıklık olabileceğini düşündüren gamze (sakral dimple) veya bölgesel tüylenme artışının varlığına bakılır.

Bundan sonra genital bölge muayenesine geçilir. İlk olarak anüsün açık olup olmadığına bakılır. Ardından kız bebeklerde vajinal açıklık labiumlar değerlendirilir, erkek bebeklerde penis yapısı ve mutlaka testislerin skrotumda yani kesede olup olmadığına bakılır.

Yenidoğan bebeğe özgü cilt bulgularının değerlendirilmesi de önemlidir. Özellikle bebeklerde daha çok sırt ve bel bölgesinde mongol lekesi adını verdiğimiz morumsu-mavimsi cilt lekesi görülebilir, tamamen normaldir ve en geç 5 yaş civarında kendiliğinden kaybolur. Yine, yenidoğan döneminde gördüğümüz hemanjiom yani damarsal genişlemeyle giden, takip ve tedavisi boyutuna ve bulunduğu yere göre yapılan lezyonların varlığı değerlendirilir. Bu ayrıntılı fizik muayenenin ardından kilo, boy ve baş çevresi ölçümü yapılır.

Fizik muayenesi tamamlanan yenidoğan bebeğe K vitamini ve hepatit B aşısının ilk dozu uygulanır. Ayrıca tüm bebeklerden topuk kanı alınarak yenidoğan döneminde bulgu vermeyen ve hayati önem taşıyan bazı genetik hastalıkların taraması yapılır.

Yenidoğan Bakımı, Emzirme Tekniği ve Göbek Bakım Eğitimi

Doğumdan sonraki günlerde, normal zamanında doğmuş sağlıklı bebekler çevre ısısı değişikliklerinden çok çabuk etkilenirler. Erken doğan ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde bu etkilenme çok daha belirgindir. Bu nedenle bebeğin bulunduğu odanın sıcaklığı 22 derece civarında ve temiz havalı olmalıdır.  Açık kapı ve pencerelerle hava akımı olmasına izin verilmemelidir. Çocuğun giyimi ve örtülmesi oda sıcaklığına göre düzenlenir. El ve ayaklarının soğukluğunun vücut sıcaklığını değerlendirmede güvenilir olmadığı unutulmamalıdır. Cildi yumuşak ve duyarlıdır. Kendi vücudunun ürettiği ter, tükürük ve idrar bile cildini tahriş edebilir. Bu nedenle onu sık sık ve özenle temizlemek gerekir. Derinin kirli kalması sonucu pişikler ve deri enfeksiyonları kolay gelişir. Çok giydirilen ve çok sıcak ortamda kalan bebeklerde isilik olabilir.  Banyo küveti ve içine konulan su temiz, suyun sıcaklığı 37 derece olmalıdır. İlk aylarda yıkanma süresini uzatmayın. Bebeğiniz 6 aylık olana dek gözlerini, kulaklarını, ağzını ve yüzünü temizlemek için kaynatılıp, ılıtılmış su kullanın.  Yalnızca görebildiğiniz yerleri temizleyin. Bebeğinizin burnunun ya da kulağının içini temizlemek için temizleme çubuklarını çok derinlere sokmayın. Kız bebeklerde vajina ağzındaki dudakları ayırarak içlerini temizlemeye çalışmayın. Buradaki bakterileri yok edici, yani koruyucu doğal sistemi bozarsınız. Erkek bebeklerde temizleme amacı ile sünnet derisini geri itmeyin, canı yanabilir ya da sünnet derisi tahriş olabilir.

Dil ve ağız mukozası normal görünümde olan bebekte ağız bakımına gerek yoktur. Yalnızca annenin meme ucunu emzirmeden önce kaynamış ılık su ile temizlemesi yeterlidir. Bebek pamukçuk açısından gözlenmelidir. Pamukçuk bebeğin dilinde ve yanak içlerinde beyaz bir tabakaya neden olur. Çok fazla ve geniş değilse emme güçlüğüne yol açmaz. Pamukçuk varsa karbonatlı suyla ağız temizliği yapılmalı, doktor öneriyorsa özel damlalar tedaviye eklenmelidir.

Çapaklanma yoksa gözlere özel bir bakım gerekmez. Çapaklanma durumunda göz kaynatılmış ılık suda ıslatılmış steril tampon ile çok bastırılmadan dıştan içe doğru silinir. Her göz için ayrı tampon kullanılır. Yenidoğan bebeklerin bir kısmının gözlerinde sulanma ve çapaklanma sık olur. Bunun nedeni gözyaşı kanalının darlığıdır. 6 ay içinde hemen hepsi düzelir. Özel bir masajla kanal açılır. Burun ve kulak, pamuklu fitil ile dıştan olacak şekilde uç kısımları temizlenir. İçten temizlemeye uğraşmak tehlikeli olabilir. Buruna süt veya yağlı damlalar damlatılmaz

Göbek 5-10 günde kuruyarak düşer. Göbek yarasından birkaç gün kanlı veya kansız sızıntı olabilir.  Bu zamanla düzelecektir. Göbek bakımının en öneli kısmı göbeği kuru tutmaktır. Bunun dışında özel solüsyonlar kullanmaya gerek olmayacaktır. Bebeğinizin göbeği şiş ya da kırmızı ise ya da akıntı veya kan geliyorsa zaman geçirmeden doktora danışmalısınız.

Emzirme

Emzirme hiç kuşkusuz anne ve bebek arasındaki en özel an. Bir yandan karnını doyuran bebek bir yandan da annesinin kokusu ve sıcaklığıyla, kendini güvende hissediyor. Sağlık Bakanlığı ve uzmanlar ilk 6 ay yalnızca anne sütü, 6. Aydan sonra da ek gıdalarda birlikte 2 yaşına kadar yine anne sütü öneriyor. Bu sebeple bebeğin dünyaya gözlerini açtığı ilk andan itibaren emzirilmesi gerekiyor. Emzirmenin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi ve devamlılığının sağlanması için de doğru emzirme tekniklerini bilmek gerekiyor.

Emzirmek oldukça ekonomiktir. Doğal olarak kaynağı anne olan süt, bebeğin ilk 6 ay ihtiyacı olan her besini karşılar. Bu sebeple mama arayışına girmenize de gerek kalmaz. Ayrıca emzirmek biberonla beslemekten de daha kolaydır. Biberon ya da çeşitli ekipmanlarla uğraşmanıza gerek kalmadan, ısıtma, karıştırma, dondurma gibi işlemler olmadan bebeğinizi doyurabilirsiniz.

Emzirmek bir süreçtir. İlk günlerde oldukça yorucu olan bu süreç ilerleyen günlerde tamamen keyfe dönecektir. Çeşitli emzirme pozisyonlarından size uygunu bulunacak ve sütünüz emzirmeye paralel artacaktır. Bu bilinçle asla pes etmemeli ve ilk andan itibaren emzirmeye başlamalı ve devam etmelisiniz. Bebeğin memeyi doğru kavraması çok önemlidir. Bebeğiniz ağzını açtığında memenize yakınlaştırarak kavramasını sağlamalısınız.  Bebeğin alt dudağı dışarıya dönük olacak şekilde olmalı. Ayrıca çenesi de memenize değecek şekilde yerleşmeli. Eğer bebeğiniz memeyi doğru kavrayamazsa, sadece meme ucunu tutarsa hem süt gelmeyebilir hem de göğüs yaraları oluşur. Bu sebeple doğru emzirme tekniklerinin öğrenilmesi hem anne hem de bebek açısından epey önemlidir.

Yenidoğanın Yoğun Bakımı

Normal gebelik süresi 38-42 hafta arasındadır ve 37. haftadan önce doğan bebekler prematüre olarak adlandırılır. Ancak prematüre bebekler de gebelik haftasına göre 3 gruba ayrılır. Bunlar;

•24-31hafta arası doğanlara ileri derece prematüre,

• 32-35 hafta arası doğanlara orta derecede prematüre

• 36-37 hafta arası doğanlara sınırda prematüre denir.

Bir başka sınıflama şekli de bebeklerin tartısına göre belirlenendir. Bu ayrım da bu şekilde belirlenir.

• Düşük doğum ağırlığı: Kilosu 2.500 gramdan az olan bebekler,

• Çok düşük doğum ağırlığı: Kilosu 1.500 gramdan az olan bebekler,

• İleri derecede düşük doğum ağırlığı: Kilosu 1.000 gramdan az olan bebekler.

Prematüreliğin derecesi ne kadar ağır, doğum kilosu ne kadar düşük ve miadında doğmasına rağmen kilosu ile uyumlu olmayan bebeğiniz olursa, bu bebekler riskli doğum adı altında değerlendirilmeli ve yenidoğan yoğun bakımı olan hastanede doğmaları tercih edilmelidir. Çünkü bu bebekler genellikle diğer bebeklere göre daha fazla yaşam desteğine ihtiyaç duyarlar. Bu destek ne kadar doğru ve zamanında yapılırsa hayati tehlikesi o kadar azalır ve ilerdeki yaşamları o kadar sağlıklı olur.

Yenidoğan yoğun bakım, anne karnına benzeyen ortamları sağlayan kuvözlerden oluşan, bebeklerin ısı ihtiyacını karşılayan, doğru bakım ve deneyimli ekipler ile enfeksiyonlardan koruyan, doğru beslenerek kilo almasını sağlayan ve yenidoğan bebeklerde görülen hastalıklarla mücadele eden ünitedir. Yenidoğan yoğun bakıma yatan bebeklerde organların ne kadar geliştiğine veya başka bir sağlık probleminin olup olmadığına bakılır.

Bu arada unutulmamalı ki, zamanında ve uygun kiloda doğan bir bebek de herhangi bir nedenle daha seyrek olsa da yoğun bakıma ihtiyaç duyabilir. Bunlar, ilk 28 gün içerisinde görülebilen yenidoğansepsisi ve bronşiolitler gibi hastalıklardır. Ayrıca, erken doğan bebeklerin bir bölümü erken veya geç dönemde hafif veya ağır derecede sağlık problemleriyle karşılaşabilir ve yenidoğan yoğun bakıma ihtiyaç duyabilirler.

Yenidoğanın Sarılık Tedavisinde Tünel ve Led Fototerapi

Yeni doğan bebeklerin büyük çoğunluğunda çeşitli nedenlere bağlı olarak sarılık görülebiliyor. Erken doğan bebekler için ise bu risk katlanarak artıyor. Yenidoğan sarılığı zamanında ve doğru tedavi edilmediği takdirde, beyin hasarı ile birlikte zihinsel gelişim geriliğine yol açabiliyor.  Yenidoğan sarılığı, zamanında doğan bebeklerde, genellikle 2. günden sonra başlarken 3. ve 4. günlerde zirve noktasına ulaşır. Daha sonra yavaş yavaş azalmaya başlayarak 1- 2 hafta içerisinde kaybolur. Bu hastalık, zamanından önce doğan, prematüre bebeklerde daha uzun sürebilir. Ancak 2. günden erken başlayan ve sonrasında hızla yükselen ya da 2 haftadan uzun süren sarılıklarda ayrıntılı değerlendirilme gerekmektedir. Bebeğin gözlemlenmesi hastalık hakkında fikir verse de, teşhis konulması için mutlaka laboratuvar testlerine gereksinim duyulur. Fiziki muayenede sarılıktan şüphelenildiğinde, kan tahlili ile bilirubin maddesinin miktarı tespit edilmektedir Yeni doğan sarılığının tedavisinde “fototerapi” yöntemi uygulanmaktadır. Bebek, hastanede en az 6- 8 saat belirli bir dalga boyunda ışık veren elektrikli cihazın altına yatırılır. Bu uygulama sırasında anne bebeğini emzirmeye devam edebilir. Fototerapi tedavisi ile yenidoğan sarılığı için oldukça etkili bir yöntemdir. Nadiren de olsa; bu yöntemin kullanımının sonuç vermediği hastalarda kan değişimi yapılması gerekebilmektedir.

Büyük Çocuklarda Aylık Muayeneler, Kalça Çıkığı Kontrolü

Sağlıklı yetişkinlik döneminin temeli, sağlıklı çocukluk döneminde atılıyor. Bu nedenle özellikle ilk yaşlarda çocukların düzenli aralıklarla hekime götürülüp, büyüme ve gelişmelerinin yakından izlenmesi önem taşıyor.

Çocuklar hayatlarının ilk yılında çok hızlı büyüyor. Bu nedenle, ilk 1 yıl yapılan takipler önem taşıyor. İlk 1 yılın en değerli dönemi ise, yenidoğan. Bebekler doğduktan sonra yapılan 5.-7. gün ve 15. gün takipleri boy uzaması, kilo alımı ve baş çevresi gibi veriler açısından çok önemli. Çocukların yaşıtlarına göre; boy, kilo ve baş çevresinin ne durumda olduğunu gösteren persentil eğrilerine göre gelişmesi takip ediliyor. Yenidoğan çok hızlı büyüdüğü için haftalık kilo alım hızı çok önemli.

Bebeklerin rutin sağlık kontrolleri genel kabul olarak ilk 1 yıl içinde aylık kontroller, 1-2 yaş aralığında üç ayda bir kontrol, 2-6 yaş aralığında altı ayda bir kontrol ve altı yaş sonrasında ise yıllık kontroller şeklinde bir program uygulanmasıdır.

İlk 3 ayda göz muayenesi ve kalça çıkığı taramasının yapılması oldukça önemlidir.  6. ayda idrar tetkiki ve bir yaşında kan sayımının yapılması diğer uygulamalardır.

Çocuk Allerji Hastalıkları

Çocuklarda alerjik hastalıklar sadece bir organ sisteminin rahatsızlığı değildir. Çocuklarda alerjik hastalıklar bir bütün içerisinde değerlendirilmeli, tedavi planlanması sadece günü kurtarıcı değil uzun vadeli olarak yapılmalıdır.

Alerjik Astım

Astım küçük hava yollarının (bronşların) kızarık, şiş ve hassas olduğu bir hastalıktır. Tüm yaşları etkilemekle birlikte daha çok çocukluk döneminde yakınmalar başlar. Astımda hassas bronşlar ev tozu, hayvan tüyü, polenler, sigara, egzersiz ve soğuk havaya maruz kaldığında bronş içlerinde balgam (mukus ) üretiminde artış, bronş içinde kızarıklık ve şişlik ve bronş etrafını saran kaslarda kasılma ortaya çıkar. Tüm bunların sonucunda çocukta öksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum görülür. Tedavide neden olan alerjenin ve durumların ortadan kaldırılması hedeflenir, bronşlardaki hassasiyeti azaltan ilaçlar uygulanır.

Alerjik Rinit (Alerjik nezle)

Alerjik rinit (ya da alerjik nezle) en sık polenlerle olmak üzere ev tozu, hayvan tüyü, rutubet gibi alerjenlerle hapşırık, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, burun kaşıntısı, geniz kaşıntısı, gözlerde kaşıntı ve sulanma, gözaltlarında morarma yakınmalarının ortaya çıkmasıdır. Tedavide neden olan alerjenden korunma, mevcut alerjik yakınmaları ortadan kaldıran ilaçlar ve gerektiğinde alerji aşısı olarak adlandırılan alerjen immünoterapi uygulanır.

Egzama (Atopik dermatit)

Atopik dermatit, çocuklarda daha sık görülen, uzun süreli, deride kaşıntı, kuruluk, kızarıklık, yanma ve çatlaklara neden olur. Vücudun herhangi bir yerini etkileyebileceği gibi daha çok ellerde, diz arkası ve dirsek içlerinde, yüzde ve kafa derisinde görülür. Besin alerjenleri, deterjanlar, sabunlar, hava değişiklikleri bu lezyonların daha da belirginleşmesine neden olur. Tedavide özellikle 1 yaş altı bebeklerde egzamayı arttıran besin alerjeni ortaya çıkartılmalı ve bu besinden diyetle tam olarak kaçınılması sağlanmalı, deriye uygulanacak tedaviler ve nemlendiriciler ile bu lezyonlar ortadan kaldırılmalıdır.

Besin alerjisi

Besin alerjisi bağışıklık sisteminin normalde zararsız olan besin proteinlerini tehdit olarak algılaması ile ortaya çıkar. Bunun sonucunda başta ‘histamin’ olmak üzere çeşitli kimyasallar salgılanarak besin alımı sonrası alerjik reaksiyonlar ortaya çıkar. Çocuklarda en sık alerjik reaksiyona yol açan besinler süt, yumurta, yer fıstığı, fındık, balık ve kabuklu deniz ürünleridir. Besin alımından sonra ağızda kaşıntı, kurdeşen (ürtiker), yüz, ağız, boğazda şişlik, yutma güçlüğü, hışıltı veya nefes darlığı, baş dönmesi, mide bulantısı veya kusma, karın ağrısı veya ishal, ani başlayan hapşırık, burun akıntısı, burun kaşıntısı görülebilir. Bazı bulgular ise besin alımından sonra günler içerisinde ortaya çıkabilir. Besin alımından sonra günler içinde deride kuruluk ve kızarıklıkla ortaya çıkan egzama lezyonları, mukuslu ve kanlı gaita yapma, konstipasyon, bebeklerde durdurulamayan aşırı ağlama ve büyüme gelişme geriliği besin alerjisinin diğer bulgularını oluşturur. Bu yakınmalara neden olan besinin bulunarak tam olarak o besinden kaçınılmasını sağlamak tedavinin temelini oluşturur.

İlaç alerjisi

En sık beta laktam antibiyotiklere karşı ortaya çıkabileceği gibi ağrı kesici, ateş düşürücü (parasetamoli ibuprufen), ya da lokal anesteziklerin kullanımı sonrası vücutta kurdeşen (ürtiker) şeklinde döküntü, kaşıntı, dudak ve gözde şişlik, ani başlayan hapşırık, burun akıntısı, ses kısıklığı, nefes darlığı, ani başlayan halsizlik ve baş dönmesi, kusma, ishal görülebilir. Çocuk alerji hekimi tarafından değerlendirilerek alerjik reaksiyona neden olduğu düşünülen ilacın ortaya çıkarılması ve güvenle kullanılabilecek alternatif ilacın belirlenmesi gerekir.

Kurdeşen (Ürtiker)

Kurdeşen (ürtiker) ciltte soluk pembe renkli, deride kabarık, kaşıntılı plakların görülmesidir. Vücudun her yerinde çıkabilir. Bir vücut alanında geçerken diğerinde başlar. Çocuklarda en sık enfeksiyonlar sırasında görülürken, besin alerjenleri, arı sokması, katkı gıda maddeleri de bu döküntülere neden olabilir. Tedavide nedenin ortaya çıkarılması ve döküntülerin ilaçlarla ortadan kaldırılması önemlidir.

Endokrin ( Hormon Hastalıkları )

Endokrin sistem büyüme, gelişme, üreme ve metabolizmayı kontrol eden hormon sistemidir.  Endokrin sistemi oluşturan iç salgı bezleri, hipotalamus, hipofiz, tiroid, paratiroid, pankreas, yumurtalıklar (kız çocuklarda overler, erkek çocuklarda testisler), böbreküstü bezi, yağ dokusu ve endotel yani damar iç duvarını döşeyen hücrelerden oluşur. Endokrin sistemi oluşturan bu bezler tarafından salınan hormonlar vücudumuzda yaşamsal birçok olayda yer alır. Örneğin bir çocuğun sağlıklı büyümesi ve gelişmesi ancak birkaç hormonunun zamanında ve dengede salınımı ile ilgilidir. Endokrin sistemi oluşturan ve vücudumuzda sayısız önemli olayı kontrol eden tüm bu bezlerin yapısal ya da fonksiyonel sorunları ile ilgili sayısız hastalık çocuk endokrinoloji biliminin ilgi alanına girmektedir.

Büyüme Gelişme ile İlgili Hastalıklar

•Büyüme-Gelişme Geriliği

•Boy Kısalığı, Büyüme Hormonu Eksikliği

•İştahsızlık

•Kilo Alamama, Zayıflık

•Turner Sendromu

•Aşırı Büyüme

Şeker Dengesi ile İlgili Hastalıklar

•Şeker Hastalığı (Diyabet)

•İnsülin Direnci

•Hipoglisemi

•Şişmanlık (Obezite)

Tiroid ile İlgili Hastalıklar

•Guatr

•Hipotiroidi

•Hipertiroidi

•Tiroid Nodülü

•Hashimoto Hastalığı

Ergenlik ile İlgili Hastalıklar

•Erken Ergenlik

•Gecikmiş Ergenlik

•Aşırı Tüylenme

•Adet Düzensizliği

•Polikistik Over

Cinsel Gelişim İle İlgili Hastalıklar

•Penis Küçüklüğü (Mikropenis)

•İnmemiş Testis

•Kuşkulu Genital Yapı (Cinsiyet Belirsizliği)

Böbreküstü Bezi Hastalıkları

•Doğumsal Adrenal Hiperplazi

•Adrenal Yetmezlik (Addison Hastalığı)

•Cushing Sendromu (Kortizon Fazlalığı)

Kemik ve Kalsiyum Hastalıkları

•Hipokalsemi (Kalsiyum Düşüklüğü)

•Hiperkalsemi (Kalsiyum Fazlalığı)

•Raşitizm

•D Vitamini Eksikliği

•Osteogenezis İmperfekta (Cam Kemik Hastalığı)

•Osteoporoz (Kemik Erimesi)

Paratiroid Bezi Hastalıkları

Diğer

•Hipofiz Hormon Fazlalığı ve Hipofiz Yetmezliği

•Şekersiz Şeker Hastalığı (Diyabetes İnsipitus)

•Endokrin Hipertansiyon

Erken – Gecikmiş Puberte

Ergenliğin başlaması değişik ırklarda farklılıklar göstermekle beraber çocuğun takvim yaşından çok kemik yaşı ile ilişkilidir. Kızlarda kemik yaşı 10 yaş, erkeklerde kemik yaşı 11 yaşa ulaştığında ergenlik belirtileri oluşmaya başlar.  Ortalama olarak kız çocukları 12,5-13 yaşlarında adet olarak ergenliklerini tamamlarken, erkek çocukları 14-15 yaşlarında ergenliklerini tamamlamaktadır.

Kız çocuklarında meme tomurcuklanması, tüylenme, erkek çocuklarda ise yumurtalık hacminde artış gibi cinsiyete özgü bulguların kız çocuklarında 8, erkek çocuklarında ise 9 yaşından önce başlamasına erken ergenlik denir. Her iki cinsiyette de erken ergenlik idiyopatik yani sebebi belli olmayan nedenlere bağlı gelişebileceği gibi beyin tümörleri ve kistleri, hidrosefali, menejit ve ensefalit sekelleri, yumurtalık tümörleri, böbrek üstü bezi hormon eksiklikleri ya da tümörleri gibi hastalıklardan da kaynaklanabilir.

Kız çocuklarının, 13 yaşına geldiğinde meme tomurcuklanması olmaması veya meme tomurcuklanması ve tüylenme olmasına rağmen 16 yaşına kadar adet yaşamaması gecikmiş ergenlik olarak tarif edilir. Kız çocuklarında gecikmiş ergenliğe; kromozom bozukluğu, doğuştan rahim veya yumurtalık olmaması, yumurtalık fonksiyonlarının kaybı veya hipofiz hormon eksiklikleri gibi farklı rahatsızlıklar neden olabilmektedir.

Erkek çocuklarının ise 14 yaşına gelmesine rağmen yumurtalık hacminde artışın başlamaması gecikmiş ergenlik belirtisidir. Erkek çocuklarda gecikmiş ergenlikte ailesel gecikme gibi patolojik olmayan durumlarda görülebilirken, bazı sendromlar, yumurtalık fonksiyon bozuklukları ve hipofiz hormon eksikliği de gecikmiş ergenliğe neden olabilir.

Solunum Sistemi Hastalıkları

Akut Tonsillofarenjit

Halk arasında boğaz iltihabı ya da bademcik iltihabı olarak bilinir. Çocukluk çağında en sık görülen enfeksiyondur. Boğazda kızarıklık veya beyaz iltihap plakları olabilir. Hastalık en sık virüsler tarafından gerçekleşir ancak bir diğer önemli etken de beta mikrobudur. Hastalığın belirtileri ateş, boğaz ağrısı, bulantı, kusma ve baş ağrısıdır. Boğazda kızarıklığın yanı sıra boyunda lenf bezeleri büyüyebilir. Bademcik iltihabının viral ya da bakteriyel olup olmadığının ayırt edilmesi çok önemlidir. Böylece gereksiz antibiyotik kullanımı önlenmiş olur. Ayırıcı tanıda boğazda hızlı antijen testi veya boğaz kültürü kullanılır. Bazen yanlız klinik bulgulara göre tanı konur. Viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı gereksizdir. Beta mikrobu ise mutlaka antibiyotiklerle tedavi edilmelidir.

Akut Otitis Media

Otitis media, halk arasında orta kulak iltihabı olarak bilinir. Sıklıkla 3 yaş altındaki çocuklarda görülür. Biberonla beslenme, pasif sigara içiciliği, kreşe gitme ve geniz eti varlığı hastalığa yatkınlığı artırır. Hastalığın belirtileri kulak ağrısı, ateş ve huzursuzlukdur. Kulak tıkanıklığı, kulak çınlaması ve baş dönmesi olabilir. İlerlemiş vakalarda kulak akıntısı tabloya eşlik eder. Tanı hekimin muayenesi ile konur. Tedavide sıklıkla antibiyotikler, burun açıcılar kullanılır. Orta kulak iltihabı sonrası orta kulakta sıvı birikebilir. 3 ay kadar antibiyotiksiz takip edilen hasta düzelme olmazsa timpanostomi tüpü ile tedavi edilir. Orta kulak iltihabında tekrarlama sık görülür. Rutin aşılama programında olan H. influenza ve pnömokok aşısının koruyucu etkisi vardır. Anne sütü ile beslenmenin artırılması, pasif sigara içiciliğinin azaltılması önemlidir.

Akut Rinosinüzit

Bazı sinüsler doğumda çocuklarda bulunur. Bazıları ise çocuk büyüdükçe gelişir. Sinüzit sinüslerin iltihabıdır. Sinüzit 4 haftaya kadar sürerse akut sinüzit, 12 haftadan uzun sürenler kronik sinüzit olarak adlandırılır. Yılda 4 defa sinüzit atağı geçirilmesi tekrarlayan sinüzit olarak adlandırılır. Çocuklarda soğuk algınlığı sık görülür. Çoğu soğuk algınlığı ile birlikte akut sinüzit görülebilir. Akut sinüzit viral üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben gelişir. Sinüzit gelişmesinde diğer etkenler allerji, hava kuruluğu, burunda yabancı cisim, yüzma, dalma, burunda eğrilik, astım ve bağışıklık sistem yetersizliğidir. Hastalığa ait başlıca belirtiler baş ağrısı, yüz ağrısı, burunda tıkanıklık veya iltihabi akıntı, öksürük ve nadiren gözlerde şişliktir. Sinüzit soğuk algınlığı ile sıklıkla karışır. Sinüzit tedavi edilmeden de kendiliğinden iyileşebilen bir hastalıktır. Antibiyotik tedavisi etken bakteri olarak düşünülüyorsa verilebilir. Burun açıcı sprey ve damlalar, burun yıkamak için olan solüsyonlar kullanılabilir. Altta yatan neden alerji ise tedavi uygun şekilde düzenlenir.

Krup

Krup akut larenjit denilen hastalığın diğer adıdır. Larenjit boğazın üst kısmında yer alan larenks adı verilen organın iltihaplanmasıdır. Hastalığın en belirgin belirtisi köpek havlaması şeklinde öksürük ve ses kısıklığıdır. Tedavide soğuk buhar ve kortizon kullanılır.

Hematolojik Hastalıklar ( Kan Hastalıkları )

Hematoloji kelimesinin kökeni yunanca olup ‘kan bilimi’ anlamına gelmektedir. Hematoloji; normal ve hastalık durumlarında kan ve kemik iliğinin yapısı ve işlevleri ile ilgilenen bilim dalıdır. Kan, doku ve organlara yaşamsal öneme sahip gereken her türlü maddeyi ulaştırır. Bu taşıyıcılık görevinin yanında vücudumuzu mikroplara ve diğer çevresel zararlara karşı koruma gibi çok önemli işlevleri vardır.

Kırmızı kan hücreleri ile ilişkili belirti ve hastalıklar:

Halsizlik, iştahsızlık, yorgunluk ve çabuk yorulma, sarılık, solukluk, toprak ve kağıt gibi besin olmayan maddelerin tüketilmesi (PİCA), çarpıntı, katılma nöbeti, dalak büyümesi, karaciğer büyümesi, ağızda ve dilde kızarıklık ve yara, tırnaklarda bozukluklar, okul başarısızlığı, unutkanlık, sinirlilik, boy kısalığı, büyüme ve gelişme geriliği, anemi (kansızlık), demir eksikliği, B12 vitamin eksikliği, folik asit eksikliği, çinko eksikliği, hemolitik anemi, talasemi (akdeniz anemisi), orak hücre hastalığı, G6PD eksikliği, herediter sferositoz, fankoni aplastik anemisi, aplastik anemi (ilik kuruması), polisitemi (kan fazlalığı) vb..

Beyaz kan hücreleri ve bağışıklık ile ilgili belirti ve hastalıklar:

Sık hastalanma, sık ateşlenme ve bağışıklık yetersizliği, tekrarlayan enfeksiyonlar, ağızda pamukçuk, tekrarlayan kulak iltihabı-zatürre-ishal, kilo alamama ve kilo kaybı, ciltte iltihaplanma ve siğiller, lökositoz (beyaz küre fazlalığı), lökopeni (beyaz küre azlığı), nötropeni, konjenital nötropeni, siklik nötropeni, lökosit adezyon eksikliği, kronik granulomatöz hastalık vb.

Kanama ile ilgili hastalıklar:

Burun kanaması, göbek bağından kanama, vücutta morluklar, uzun süreli adet kanaması, ameliyat öncesi kanama tahlillerinde bozukluk, ameliyat ve sünnet sonrası uzun süreli kanama, mide ve barsak kanaması, idrar yollarından kanama, eklem içine kanama, trombositopeni (trombosit eksikliği), immün trombositopenik purpura (İTP), trombositlerin fonksiyon bozuklukları (Bernard Solier ve Glanzman Trombastenisi), Hemofililer (konjenital faktör eksikliği), von Willebrand hastalığı, Glanzman hastalığı, hemolitik üremik sendrom, vb.

Pıhtılaşma ile ilgili hastalıklar:

Vücudun herhangi bir yerindeki damar tıkanıklığı (tromboz), inme (felç), akciğer damarlarında tıkanma (pulmoner tromboemboli), karaciğer damarlarında tıkanma (Budd-Chiari sendromu), böbrek damarlarında tıkanma (renal ven trombozu) ve diğer trombozlar, tromboflebit, pıhtılaşmaya meyil yapan kalıtsal durumlar, protein C eksikliği, trombosit fazlalığı, vb .

Kanı üreten ilik hücrelerinin ve lenf bezi hücrelerinin hastalıkları:

Lenf bezelerinde büyüme, kemik ağrısı, eklem ağrısı ve şişliği, karaciğer ve dalak büyümesi, uzun süreli ateşlenme, kilo kaybı, karında şişlik, enfeksiyöz mononükleoz (EBV enfeksiyonu/ öpücük hastalığı), damar genişlemesi (hemanjiom), kan kanseri (Akut Lenfoblastik Lösemi, Akut Miyeloid Lösemi, Kronik Miyeloid Lösemi), lenf kanseri (lenfoma), Hodgkin hastalığı, vb.

Beslenme Önerileri

Beslenmenin amacı, canlılığın devam ettirilmesi ve günlük aktivitelerimiz için enerji sağlanması. Ancak çocuklukların beslenmesinin, erişkinlerden farklı olarak önemli bir amacı daha var. Çocukluk yaş grubunun en önemli özelliği, süregelen büyüme. Büyüme ve beslenme arasındaki ilişki nedeniyle, çocuklarda beslenmenin en önemli amaçlarından biri de büyümenin çocuğun genetik potansiyeli doğrultusunda en iyi şekilde sürdürülmesi.

Çocukların doğduğu andan itibaren neyle besleneceğini, çocuğun biyolojik gelişim düzeyi belirler. Yenidoğan bir bebek sadece anne sütü ile beslenebilir. Metabolizması ve beslenmeyle ilgili organ ve sistemlerinin gelişmişlik derecesi buna uygun. Bu nedenle çocuklar ilk altı ay sadece anne sütü ile beslenmeli, altıncı aydan itibaren de evde hazırlanmış ek (tamamlayıcı) besinlerle beslenmesi desteklenmeli. Çocuk sadece anne sütüyle çok sağlıklı büyüse de ek besinlere ihtiyaç var. Bunun en önemli nedeni, bebeğin bir yaşında anne sütü dışındaki yarı katı ve katı besinleri tüketebilmesini sağlayacak olan beslenme becerilerini kazanmasını sağlamak. Bebek altıncı aydan itibaren her ay nörolojik gelişim olarak buna hazır hale gelir. Uygun besinle bu beslenme becerilerini geliştirebilmesi için fırsat tanınması gerekir. Çocuk bir yaşında istemli olarak bir besine uzanabilmeli, ağzına götürebilmeli, ısırıp çiğneyip yutabilmeli. Bu beslenme becerileri uygun zaman aralığında geliştirilemezse çocuk yaşına uygun besin kıvam ve çeşitliliğini tüketemez. Bu çocuklar çoğunlukla iştahsız diye değerlendirilirler. Oysa sorun iştahta değil, çocuğun yaşına uygun nitelikte besin tüketebilmesi için ihtiyacı olan beslenme becerilerini geliştirememiş olmasında. Çocuk 12-18 aylık dönemde erişkin tipi beslenmeye geçebilmeli, dokuzuncu aydan itibaren de besinlerin lezzetine alıştırılmalı.

İdrar Yolları Hastalıkları

Özellikle küçük yaştaki çocuklar için risk oluşturan idrar yolu enfeksiyonları, henüz gelişmekte olan böbrekler için tehlikeli sonuçlar doğurabilmektedir Hastalık karın ağrısı, bulantı, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, kusma, ateş, iştahsızlık, titreme, ishal belirtileri ile kendini gösterebilir. Tuvalet eğitimi olan bir çocuğun altını ıslatmaya başlaması, idrarın bulanık ve kötü kokulu olması idrar yolu enfeksiyonu belirtisi olabilir. Ancak bebeklerde enfeksiyon bulgularının anlaşılması zorlaşabilir. Küçük yaştaki bir çocukta muayene bulgusu olmaksızın ateş görülüyorsa idrar yolu enfeksiyonundan şüphe edilebilir Çocuklarda nedeni bilinmeyen ateşlerde mutlaka idrar yolu enfeksiyonu araştırılmalıdır. İdrar yolu enfeksiyonunun kesin tanısı idrar kültürü ile koyulur. Ancak kültür sonuçları aynı gün çıkmaz. Tam idrar tahlili hızlı sonuçlandığından idrar yolu enfeksiyonu şüphesi olan çocuklarda tedaviye başlamak için kullanışlı bir testtir. İdrar yolu enfeksiyonu antibiyotik ile tedavi edilir. Ateşli idrar yolu enfeksiyonu geçiren hastalar, küçük bebekler ve ağızdan alımı bozulmuş genel durumu kötü hastalar hastaneye yatırılarak tedavi edilir. 2-3 gün hastanede tedavisi yapılıp ateşi kontrol altına alınan ve genel durumu düzelen hastalarda tedavi ağızdan antibiyotik ile 7-10 güne tamamlanır.

 

Paylaş:
Sizi (Aynı Gün) Arayalım