AKUPUNKTUR NEDİR?
Dünyada hemen hemen uygulanan en eski tıp bilimlerinden birisidir. Günümüzden 5000 yıl öncesine dayanan bu tıp bilimi gün geçtikçe tüm dünyada da saygın yerini alarak ilerlemektedir.

• Akupunktur kelimesi latince kökenli olup;
Acus: İğne  
Punctura: Batırma, delme, anlamına gelmektedir.

• Yani iğne batırma anlamındadır.

AKUPUNKTUR TEDAVİSİ NEDİR?
• Modern anlamda; vücut derisinde bulunan bazı özel alanlara (Akupunktur noktalarına ) akupunktur eğitimi almış bir akupunktur uzmanı tarafından, belirli bir süre iğne, lazer veya ultrason dalgaları uygulayıp uyarma işlemine denir.
• Doktorun hasta ile yaptığı görüşmede edindiği kanaat ve teşhise göre belirlediği bu noktalar uygun olan iğne tipi ile yine doktorun belirlediği süre ve sıklıkta iğnelenir.
• Çoğunlukla ağrı ve zayıflama tedavisinde kullanılan bu yöntem son yüzyılda özellikle kulak akupunkturunun  tanımlanması ve esaslarının belirlenmesi ile WHO ( Dünya Sağlık Örgütü) nün tedavi protokolleri içerisinde çok önemli bir yere oturmuştur.
• Bugün WHO tarafından 60 kadar hastalıkta Akupunktur birinci tedavi seçeneği olarak önerilmektedir.
• Akupunktur bu anlamda bir denge tedavisidir. Akupunktur’a göre hastalıklar enerji dengesi bozukluğundan ortaya  çıkar ve bu denge tekrar korunduğunda da hastalar iyileşirler.
• İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir ve bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır.
• İnsan vücudunda bin kadar uyarı noktası vardır ve bu noktalardan 650-700 tanesi kullanılır. Her hastalık için ayrı program ve ayrı noktalar bulunmaktadır. Önemli olan doğru bir teşhisle, hangi noktaya nasıl bir uyarı yapılacağıdır (lazer, iğne ya da hangi iğne); bu çok iyi bilinmelidir.
• İnsan vücudundaki belirli akupunktur noktalarına iğneler sayesinde yapılan uyarılarla organizmanın hemen her yerine ulaşabilecek haberler iletilmektedir.
• Bu iletişim, akupunktur noktasını oluşturan hücrelerden lokal hücresel uyarıların sinir terminallerine ve son olarak da beyne ulaşır.
• Beyin de bu uyaranı gerekli organlara ulaştırır ve ilgili organ ve uzuvlardaki enerji dengesi düzelir. Dolayısıyla hastalık da ortadan kalkmış olur.
AKUPUNKTURUN TARİHÇESİ
• Geleneksel Çin Tıbbı , yaklaşık 3000 yıllık bir süre içerisinde gelişmiştir. II. Shang Hanedanı dönemine ait arkeolojik kazılarda tıbbi konuların anlatıldığı taşlar ve akupunktur iğneleri bulunmuştur. Noktaların yerleşimini gösterenşemalar ilk olarak 317-581 yılları arasında çizilmiştir.
• Avrupa’da ise akupunktur ile ilgili ilk kitapların yazılması 1600’lü yıllara rastlar.
• 1972’de ABD Başkanı Richard Nixon beraberindeki büyük bir heyet ile Çin’e resmi bir ziyaret yapmıştır. Bu ziyaret programı içinde Çinli doktorlar Amerikalı heyete “akupunktur anestezisi altında yapılan cerrahi bir operasyon” izletmişlerdir.
• Bu olaydan sonra, akupunkturun Batı’da popülaritesi artmış; uygulanması ve incelenmesi bütün dünyada yaygınlık kazanmıştır.


AKUPUNKTUR’UN ÇEŞİTLERİ
• Vücut Akupunkturu 
• Kulak Akupunkturu
• Kafa Akupunkturu 
• El Akupunkturu

VÜCUT AKUPUNKTURU
• Vücut Akupunkturun amacı, tüm organların düzenli çalışmasını sağlamak, metabolizmayı düzenlemek ve bedenin  elektriksel dengesini sağlamaktır. 
• Akupunkturda her organın kendine ait bir elektriksel kanalı olup, tedavi sırasında bu kanallar içindeki enerji akışı ve enerjinin birbirlerine sırasıyla olan aktarımları dengelenmeye çalışılır.
• Vücut akupunkturu esas etkiyi oluşturur. Bu etkinin bir süre daha devam etmesini sağlamak için de kulak akupunkturu uygulanır.
• Vücudun kendini sürekli yenileme ve dış etkenlere karşı dengede tutma kabiliyeti uyarılır.
• Vücutta bulunan 12 ana ve 2 ekstra meridyen aracılığı ile dolaşan Qi enerjisi akupunktur tedavisi ile dengelenir.
• Son 30 yıldır Batı Dünyasında popüler olmaya başlayan akupunktur tıp doktorlarının insanlara ilaçsız ve yan etkisiz bir tedavi sunma arayışlarına oldukça büyük bir ivme kazandırmıştır.
• Artık günümüzde A.B.D. başta olmak üzere bir çok gelişmiş ülkede akupunktur ve diğer tamamlayıcı tıbbi uygulamalar için daha çok araştırma ve fon ayrılıyor. Ülkemizde de gün geçtikçe daha çok yol alacak akupunktur tıp camiasında daha sık gündeme gelmeye başladı.
 
KULAK AKUPUNKTURU
Akupunkturda Kulağın Önemi
• Kulakta bedenin hemen hemen her uzvuyla ilgili bir akupunktur noktası bulmaktadır.
• Örneğin, insanın bağırsağı, kalbi, karaciğeri ile ilgili noktalar kulağında mevcuttur.
• Bu yüzden akupunktur tedavisinde vücutla beraber veya tek başına kulaktaki noktalar kullanılmaktadır. Öte yandan kulağın bu özelliği, hastalığın belirlenmesine, deteksiyona yardımcı olmaktadır.
• Kulak kepçesi şekil olarak baş aşağı duran bir cenini andırır. Böylece organ ve sistemleri kolayca yerleştirebiliriz, özel teknikler kullanarak hangi organda problem olduğunu anlayabilir ve o noktaya akupunktur iğneleri, laser veya elektrik uygulayarak ilgili organ veya sistemdeki rahatsızlığı ortadan kaldırabiliriz.
• Vücut akupunkturundan farklı olarak kulak noktaları yalnızca hastalık ve rahatsızlık durumlarında elektriksel olarak detekte edilebilir. Bazen doğru noktaya yapılan uygulama ile tek seans tedavi yeterli olabilir.
 
Akupunktur Tedavisinden Fayda Gören Hastalıklardan Örnekler:
 
ROMATİZMAL HASTALIKLAR
• Servikal artroz (boyun kireçlenmesi)   
• Gonartroz (diz kireçlenmesi)
• Lumbar disk herniasyonu (bel fıtığı)    
• Boyun fıtığı
• Siyatik                                                  
• Romatoid artrit
 
NÖROLOJİK HASTALIKLAR
• Başağrısı ve migren                         
•  Trigeminal nevralji
• Periferal nöropati                             
•  Fasial paralizi (yüzfelci)
 
SOLUNUM YOLLARI HASTALIKLARI
• Ses kısıklığı                                    
• Kronik bronşit
• Kuru öksürük                                  
• Allerjik bronşit
• Allerjik rinit                                    
• Bronşial astma (astım)
• Sinüzit
 
KULAK HASTALIKLARI
• Tinnutis (Kulak çınlaması)              
• Meniere sendromu     
                   
KALP-DAMAR SİSTEMİ 

• Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)
• Hipotansiyon
 
RUHSAL  HASTALIKLAR
• Nörozlar (korku, panikvs.)             
• Sigara alışkanlığı
• İnsomnia (uykusuzluk)                  
• Obesite (şişmanlık)
 
ÜROGENİTAL SİSTEM
• Nörojenik mesane                         
• Menapoz hastalıkları
• Dismenore (sancılı adet)                
• Oligomenore (adet azlığı)

GASTROİNTESTİNAL SİSTEM
• Peptik ulkus (Ülser)                     
• Akut ve kronik gastrit
• Konstipasyon (kabızlık)               
• Gastrik hiperasidite
 
AKUPUNKTUR KİMLERE UYGULANMAZ
1. Gebelik : Yanlış kullanım abortusa neden olabileceği için çok zorunlu olmadıkça yapılmamalıdır.
2. Acil durumlar ve acil cerrahiler: Bu gibi durumlarda yalnızca acil tıbbın gerekleri yerine getirilmelidir
3. Maligniteler : Malignite tedavisi amacıyla kesinlikle kullanılmamalıdır. Buna karşılık ağrı veya diğer semptomların giderilmesi amacıyla tamamlayıcı tedavi olarak kullanılabilir.
4. Kanamalı hastalıklar : Kanama ve pıhtılaşma bozukluğu olan hastalarda kullanımı sakıncalıdır .
 
AKUPUNKTUR ve ZAYIFLAMA
Bilindiği gibi akupunktur alışkanlık tedavilerinde kullanılır. Kilo verme de beslenme alışkanlıklarının ve yaşam tarzının değiştirilmesi ile mümkün olduğuna göre, bu yeni alışkanlıkların edinilmesi sırasında, akupunktur hastaya çok büyük kolaylıklar sağlar.
Akupunktur tek başına zayıflatmaz. Diyet ile birlikte uygulandığında iştah kapanır ve diyetten kaynaklanan, stres ve gerginliği gidererek, kişiye diyet yapabilme gücünü verir.
 
Vücutta ki akupunktur noktalarına yapılan uyarılar:
1- İştahı azaltır.
2- Metabolizmayı hızlandırır.
3- Mide asiditesi kontrol altına alınarak, mide kazınması, yanması gibi sorunlar engellenir.
4- Hipoglisemi ataklarını azaltır.
5- Ödemi çözer.
6- Kabızlığı giderir.
7- Hormonal dengeyi sağlar.
8- Serotonin ve endorfin seviyelerini artırarak, mutluluk duygusu verir, stresi ve gerginliği giderir.
 
 Tüm bunlar, kişiye, diyet yapabilme gücünü ve iradesini kazandırır. 
Eğer kişi akupunkturla zayıflamış ise, sonra verdiği kiloları tekrar gerialmaması için, diyet bittikten sonra da, ayda 1 veya 2 kere bu seansları tekrarlamalıdır. Hastanın uzun süre diyete dayanabilmesinin nedeni, akupunkturun yarattığı sedatif ve trankilizan etkiden dolayıdır.
 
AKUPUNKTUR ve AĞRI
Akupunktur şu etkileri ile ağrıyı dindirir:
• Ağrı kesici etki: Akupunktur beyinden endorfin denilen maddeyi salgılatır. Endorfin, bugün hiçbir ilacın etkisine ulaşamadığı bir ağrı kesici maddedir. Yani çok güçlüdür. Ve bunu insan vücudu üretmektedir. Dışardan aldığımız ağrı kesiciler bir süre sonra endorfin salgısını azaltmaktadır. Akupunktur bu doğal ağrı kesicinin salgılanmasını uyarır.
 
Böylece tüm ağrılarda azalma meydana gelir.
• Kas gevşetici etki: Akupunktur beyinden GABA(gama amino bütirik asit) salgılanmasını uyarır. GABA kuvvetli bir kas gevşeticidir. Kasların gevşemesi ağrıların azalmasına neden olur. Bel ve boyun fıtığında kas spazmı vardır. GABA sayesinde bu ortadan kalkar.
• Ödemi çözücü etki: Ağrıyı hissettiğimiz yerde mutlaka ödem dediğimiz, sıvı toplanması vardır. Ödemin kendisi  ağrıya neden olabildiği gibi, o bölgenin dolaşımını bozarak olayı artırabilir. Akupunktur beyinden streoid denilen maddenin salgılanmasını uyarır. Steroid dışarıdan hastaya verildiği zaman, birçok yan etkisi de olan bir maddedir. Ama vücut kendisi, ihtiyacı olanı salgıladığı zaman hiçbir yan etkisi yoktur. Streoid ödemi çözerek hastayı rahatlatır. Ağrı azalır.
• Psikolojik rahatlatıcı etki: Akupunkturun insanı sakinleştirici ve rahatlatıcı etkisi, beyinden salgılattığı serotonin ve endorfin gibi maddelere bağlıdır. Stres ve sıkıntı ortadan kalkar. Uykular düzenli bir hal alır. Halsizlik ve yorgunluk olmayacağından hasta kendini daha iyi hisseder.
• Tüm organlara ve dokulara kan gidişini düzenleyerek her hücrenin düzenli çalışmasını sağlar. Ayrıca hasara uğramış dokuların böylece beslenmesi ve tamir edilmesi kolaylaşmış olur. Kanla birlikte tüm dokulara oksijen taşınmasını da düzenleyerek görevlerini iyi yapmalarını sağlar.
• Vücut zindeleşir ve hareket kabiliyeti artar: Tüm bunları sağlayınca hasta kendini zinde ve dinç hissedecektir. Bu daha önce yapamadığı hareketleri yapabilmesini, işini devam ettirmesini sağlayacaktır. Hastanın yaşam kalitesi yükselmiş olacaktır. Ayrıca, vücudun genel dengesini de sağladığı için, ağrılara neden olan problemlerin daha kolay çözümlenmesini de sağlar. Hastanın dış faktörleri (aşırı yorgunluk, ağır kaldırma, yanlış duruş ve oturuş pozisyonları, vs.) mümkün olduğu kadar elimine etmesi , hafif egzersiz ve masajlar problemlerin çözülmesine yardımcı olacaktır.
Kabaca her biri 10 seanstan oluşan kürler halinde uygulanır Seanslar, atakların sıklığına bağlı olarak, haftada 3, 2 veya 1 kez uygulanır. Bazı hastalıklarda bir kür yeterli olabilirken ,bazen birkaç kür gerekebilir.Her kür sonunda, hastalığın şiddetine ve kronikliğine bağlı olarak 2-3 hafta veya 1 ay ara verilir.
 
AKUPUNKTUR ve MİGREN
Akupunktur bir çok ağrının tedavisinde olduğu gibi, migren ve diğer baş ağrılarının tedavisinde de oldukça başarılıdır.
Migren, bilindiği gibi, bir çok dış faktörlerin etkisiyle tetiklenen, genetik komponenti olan, büyük oranda damar tonusuyla ilgili bir hastalıktır. Akupunktur damar tonusunu düzenleyici etki gösterdiğinden, migren tedavisinde yan etki olmadan başarılı bir tedavi örneği oluşturmaktadır. Akupunktur tedavisi sonucunda migren ataklarının şiddeti  ve gelme sıklığı azalır, hastanın genel durumu ve direnci artar. İlaç kullanıyorsa ilaç dozları azalır, hatta tamamen kesilir. Hastanın dış faktörleri (kalabalık, ses, gürültü, ışık, bazı yiyeceklerden ve aşırı stresten uzak durma, hormonsal durum değişiklikleri, yorgunluk, uykusuzluk, - ki akupunktur ile bu problemler de ortadan kalkar) mümkün olduğu kadar elimine etmesiyle birlikte, migren ve diğer başağrıları, %40 tam iyileşme, %90-95 oranında da genel iyilik hali sağlanmış olur.

Kupa Tedavisi (Hacamat)
Kupa Tedavisi binlerce yıl öncesine dayanan eski bir tıbbi tedavidir. Eski Çinliler, Koreliler , Mısırlılar ve Araplar Hacamati geleneksel tedavinin bir şekli olarak kullanmışlardır. Avrupada bu uygulamanın Bronz çağa kadar dayandığuna inanılmaktadır ve modern cerrahinin gelişine kadar kupa tedavisi Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya’nın yanısıra Amerika Birleşik Devletleri’ndeki doktorların rutin tıbbi uygulamalarınınn bir parçası olmuştur. Uzak Doğuda (Çin ve Kore ), Kupa tedavisi hem batı tıbbı hekimleri hem de geleneksel tıp hekimleri tarafından uygulanmaya devam etmiştir. Türkiye’de bu ‘kupa tedavisi’ veya ‘hacamat’ denilmektedir.
İngiltere Kupa Dermeği’ne (2008) göre, kupa tedavisi kan toplamak için lokal bir cilt vakumu oluşturmaya ve ardından ciltten az bir miktarda kan çekmek için yüzeysel deri insizyonlarıyla ikinci bir vakuma dayanan eski bir tıbbi tekniktir. Alınan kanın miktarıyla klinik fayda arasında bir ilişki yoktur.
Son yıllarda kupa tedavisine olan akademik ilgi hızla artmıştır ve kupa tedavisinin bir dizi durumda etkili olabileceğine dair giderek artan kanıt mevcuttur. Araştırmacıların özellikle ilgi duydukları kupa tedavisinin etkileri; migren, romatizma, fibromiyalji, artrit ve sırt ağrısı gibi ağrılı durumlardır (Cao ve arkadaşları 2012). İlaveten, Tip 2 diyabet ve infertilite gibi erkek ve kadın endokrin hastalıklarında kupa tedavisinin faydalarına ilişkin artan klinik veriler mevcuttur (Rajput 2015).
Kupa Tedavisi (Hacamat) ne zaman yapılır?
İslami gelenekte kupa tedavisi Peygamber Hz. Muhammed (S.A.V.)’in bir geleneği olarak kabul edilmektedir. Kupa tedavisi genel iyilik hali ve bazı özel durumları tedavi etmek için önerilmektedir. Bu özel durumlarda kupa tedavisi uygulaması için özel bir gün ya da zaman yoktur!!! ve gerekli olduğu zaman uygulanmaktadır.
Ancak genel iyilik hali için hicri ayın ikinci yarısındaki “üç tekli günde” yapılması uygun olmaktadır. Bununla ayın ikinci yarısındaki tekli günlerde (15, 17 19, 21, 23, 25, 27. günler) yaptırılması da uygun olur.
Kupa tedavisinden önce oruç tutmaya, diyet uygulamaya ya da kan sulandırıcı ilaç hariç, ilaçların kesilmesine gerek yoktur.
Kupa Tedavisi (Hacamat) nasıl yapılır?
Hacamat tedavisi bir nevi cerrahi müdahaledir. Kime ve nasıl yapılacağı tüm tedavi metodlarında olduğu gibi doktor tarafından belirlenmelidir. Uygulamayı, doktorun yada doktor kontrolünde sağlık personellerinin yapması gereklidir.
Hacamat vücudun hangi bölgelerinde yapılır?
Genelde sırt bölgesinden uygulama yapılsa da , yaptıran kişinin hastalığına, şikayetine göre baş bölgesi ve vücudun diğer akupunktur noktalarına da uygulanabilir. Ancak uygulama yapılacak bölge doktor tarafından belirlenmelidir.

Hangi hastalıklara uygulanır?
    • Kas-iskelet hastalıkları (bel ağrısı, boyun ağrısı , omuz ağrısı, romatizma, osteoartrit)
    • Bağışıklık sistemi güçsüzlüğü
    • Kronik yorgunluk(Halsizlik), Tembellik
    • Kısırlık
    • Prostat ve Cinsel zayıflık
    • Hormon bozukluk
    • Yumurtalık hastalıkları
    • Obezite
    • Baş ağrısı, migren
    • Hipertansiyon
    • Şeker Hastalığı
    • Ayak burkulması ve morarma
      
Genel etkiler nelerdir? 
Kaslarımızı gevşetir
    • Manevi hayatımıza renk katar
    • Vücudumuzun herhangi bir yerindeki hatta damarlardaki sertlikleri geçirir
    • Tüm ağrıları kökünden keser (migren, bel boyun fıtığı gibi)
    • Uykusuzluğa faydalı olup sinirlerimizi yatıştırır.
      
      OZON TEDAVİSİ 
Ozon, üç tane oksijen molekülünün bir araya gelmesi ile oluşan, O3 olarak bilinen bir gazdır. Atmosferin bizim yaşadığımız tabakalarında, dolayısıyla soluduğumuz havada oksijen molekülleri iki bileşikli, yani O2 formunda bulunur. Soluduğumuz havada bulunmayan ama atmosferin üst tabakalarında kendiliğinden oluşan ozon (O3), jeneratör yardımı ile oksijenden (O2 )’den elde edilmektedir. Ozon kendisine özgü bir kokusu olan, alt atmosfer tabakalarında hızlıca O2 durumuna geri dönen bir gazdır. Ozon iyi bir antioksidandır, iyi bir yüzey dezenfektanıdır. Mantar ve virüsler ozon ile karşılaştığında canlılıklarını kaybetmektedirler. Tıbbi uygulamalarda kullanılan oksijen-ozon karışımı % 3-5 oranında Ozon içerir. Bu karışıma “medikal ozon” adı verilir.
Medikal Ozon tedavisi ile doku ve hücrelerin Oksijeni en iyi şekilde kullanması amaçlanır.
Su, yağ gibi maddelerin ozonlanması mümkündür. Kan da su gibi ozonlanabilir ve alyuvar olarak adlandırılan, görevleri oksijen taşımak olan kırmızı kan hücrelerimiz ozon ile temas ettiklerinde bu hücrelerimizde bir dizi değişiklikler meydana gelir.
Ozon ile karşılaşan;
•Alyuvarlar elastikiyet kazanır ve böylece kanın akışkanlığı artar.
•Alyuvarların oksijen taşıma kapasitesi artar.
•Alyuvarların oksijeni dokulara bırakma yeteneği artar.
HÜCRE İÇİ SOLUNUMU HIZLANDIRARAK HÜCRE FONKSİYONLARI İÇİN GEREKLİ ENERJİ OLAN ATPNİN ÜRETİMİNİ ARTTIRIR.
CİLDİN DETOKS YAPICI ÖZELLİĞİNİ ARTTIRARAK VÜCUDUMUZDAKİ KİMYASAL MADDELERİN TEMİZLENMESİNDE YARDIMCI OLUR.
Ozon tedavisi; konusunda eğitimli doktor ve hemşire tarafından yapılmalıdır.
Ozon uygulamaları klasik tıbbın yanı sıra tamamlayıcı tedavi olarak uygulanmaktadır. Tamamlayıcı tedavi yöntemleri hiçbir zaman tıbbi tedavi yerine geçmezler, ancak bunlara yardımcı olması için uygulanırlar. Hastalıklardan iyileşmede ana tedaviler esas ve belirleyicidir.
Ozon tedavisini birkaç uygulama metodu vardır; bunların hangisinin kaç defa hastaya uygulanacağını hasta ile konuştuktan sonra doktor belirler, bazen kombine tedaviler yapılabilmektedir. Yani aslında ozon tedavisi kişiye özel, doktor tarafından hazırlanan bir protokol ile uygulanır.
MEDİKAL OZONUN TEDAVİ İÇİN UYGULANDIĞI HASTALIK VE DURUMLAR
· Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi,
· Damar dolaşım bozukluklarının giderilmesi,
· Romatizmal hastalıklar ve fibromiyaljinin kontrolü,
· Bel ve boyun fıtıklarında ağrının azaltılması,
· Diyabet ve diyabete bağlı komplikasyonların özellikle ayak yaralarının tedavisi,
· İnsülin direncinin azaltılması, metabolik sendrom ve yağlı karaciğerin tedavisi,
· Yara ve yanık tedavileri,
· Kolit olarak geniş anlamda ifade edebileceğimiz inflamatuar barsak hastalıklarının tedavisi,
· Kronik yorgunluk sendromu,
· Baş ağrıları, migren,
· Alerjiler
· Akut viral hepatitler ve herpes (uçuk) tedavisi
· Tekrarlayan vajinal mantar
· Kanserde destek tedavi,
· Ciltte yaşlanmanın geciktirilmesi,
· Sağlıklı yaşlanmanın sağlanması için uygulanabilir.
OZON TEDAVİSİNİN UYGULANMA YÖNTEMLERİ
1.Damardan alınan kanın ozonlanması ve kişiye verilmesi: Kişiden uygun şartlarda alınan kanın kapalı devre bir sistem içinde ozon gazı ile karşılaştırılması ve kişiye geri verilmesi ozon tedavilerinde Majör tedavi denilen ana tedavi şeklini oluşturur.
Majör otohemoterapi, en yaygın kullanılan bu metotla 50-200 ml kan alınarak, dozu belirlenmiş ozonla karıştırıldıktan sonra tekrar kişiye geri verilmesidir. Genellikle haftada 2 veya 3 defa en az 10 seans olacak şekilde protokol belirlenir ve uygulanır. Ana tedavi yöntemidir. Diğer ozon tedavileri ile desteklenebilir.
2-Adeleden ozonlanmış kanın verilmesi (Minör otohemoterapi) Kişiden alınan 2-5 cc kan, belirlenmiş dozda ozonla karıştırılarak kas içine enjekte edilmesidir.
3-Torbalama(Torba ve kupa ile ozon uygulanması): Bölgesel olarak tedavi edilecek alana ozon gazının uygulanması işlemidir. El ve ayaklar özel bir torba içine sokularak nemlendirilir ve cildin ozonu emmesi sağlanır.
4-Vücut boşluklarına ozon gazı verilmesi: Rektal, vajinal ve kulak yoluna püskürtme ile ozon verilmesidir. Makattan ozon gazının verilmesi, ülseratif kolit, Crohn hastalığı gibi iltihabi barsak hastalıkları adı verilen bir hastalık grubunda uygulanmaktadır. Hasta kendi kendine uygular, tek kullanımlık tüp ve torbalar kullanıldığı için hijyeniktir.
5-Eklem içine ozon gazı verilmesi: Ağrılı iltihabi eklem romatizması olan artrit ve tekrarlayan artroz gibi hastalıklarda uzman doktorlar tarafından çok yavaş olarak eklem içine ozon gazı verilir.